Fenerbahçe, İstanbul’da 1-0 kazandığı maçın rövanşında Górnik Zabrze ile deplasmanda 1-1 berabere kaldı ve toplamda 2-1’lik skorla Şampiyonlar Ligi üçüncü eleme turuna yükseldi.

Tur geldi.

Ama oynanan futbol güven vermedi.

Skora baktığımızda görev tamamlandı. Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi yolunda bir engeli daha geçti. Ancak sahadaki oyuna baktığımızda aynı rahatlıkla “Her şey yolunda” diyemiyorum.

Çünkü bu maçın özeti sadece 1-1 değildir.

Bu maçın özeti Mert Günok’tur.

TURU MERT GÜNOK GETİRDİ

Górnik Zabrze, ilk maçtaki gibi kendi sahasına kapanmadı. Taraftarının da desteğiyle daha istekli, daha agresif ve daha cesur başladı.

Henüz ilk dakikalarda kullanılan serbest vuruşta Mert Günok çok önemli bir kurtarış yaptı. Maç boyunca yan topları son derece güvenli topladı. Fenerbahçe savunmasının kararsız kaldığı anlarda kalesinden doğru zamanda çıktı.

Özellikle ikinci yarıda yaptığı kurtarışlarla Fenerbahçe’yi ayakta tuttu.

Açık söyleyelim:

Bu turu Fenerbahçe’ye Mert Günok getirdi.

Üstelik Mert Günok yerli ve millî bir kaleci. Yıllardır tartışılan kaleci meselesine böyle maçlarda yalnızca sözle değil, sahadaki performansıyla cevap veriyor.

TALISCA YİNE SAHNEDEYDİ

Fenerbahçe, Talisca’nın golüyle öne geçti. Gol öncesinde Sadilek’in Skriniar’ı arkadan sarıp yere indirmesi ise futbol hareketinden çok yağlı güreş müsabakalarını hatırlattı.

Sadilek bu konuda ısrarcıysa Türkiye’deki yağlı güreş organizasyonlarına katılabilir!

Talisca ise ceza sahasında ve duran toplarda Fenerbahçe’nin en büyük tehditlerinden biri olduğunu yine gösterdi. İkinci yarıda yaptığı kafa vuruşunda Górnik kalecisi topu parmaklarının ucuyla çıkardı.

Talisca golünü attı, görevini yaptı.

Ancak Fenerbahçe’nin hücumdaki sorunlarını tek bir Talisca golüyle görmezden gelemeyiz.

MEŞALELER YANDI, FENERBAHÇE’NİN RİTMİ SÖNDÜ

Fenerbahçe’nin golünden sonra kale arkasında yakılan meşaleler nedeniyle sahayı yoğun bir duman kapladı. Oyun yaklaşık 10 dakika durdu.

Bu uzun ara Fenerbahçe’nin ritmini bozdu.

Sarı-lacivertli takım zaman zaman iyi oynadı, zaman zaman ise rakibinin baskısını kabul etti. Özellikle ilk yarının son 10 dakikasındaki rakamlar düşündürücüydü.

Górnik Zabrze yüzde 85 oranında topa sahip oldu ve 47 isabetli pas yaptı.

Fenerbahçe ise yüzde 15’te kaldı ve sadece 8 isabetli pas yapabildi.

Rakip kim olursa olsun, Fenerbahçe’nin bir maçın herhangi bir bölümünde bu kadar geriye yaslanması kabul edilemez.

Topu rakibe bırakabilirsiniz.

Ancak oyunu, orta sahayı ve cesaretinizi rakibe bırakamazsınız.

KEREM GOLÜ DEĞİL, FIRSATI KAÇIRDI

İlk yarının son bölümünde Kerem Aktürkoğlu kaleciyle karşı karşıya kaldı. Kerem o pozisyonu gole çevirse Fenerbahçe 2-0 öne geçecek, tur çok daha erken bitecekti.

Ancak Kerem atamadı.

Dönen oyun Fenerbahçe’nin kalesinde golle sonuçlandı ve ilk yarı 1-1 tamamlandı.

Kerem için bu maç sıradan bir karşılaşma değildi. Fenerbahçe’nin sol kanada transfer düşündüğü bir dönemde sahaya çıkıp kendisini göstermeliydi.

“Bu takıma sol kanat transferi gerekmiyor” dedirtmeliydi.

Fakat Kerem, performansıyla bunun tam tersini söyledi.

Kerem bu futboluyla Leo transferine adeta onay verdi.

İrfan Can Kahveci için de tablo farklı değildi. Geçmişte Kasımpaşa formasıyla gösterdiği etkili performansları biliyoruz. Fakat bu karşılaşmada silik, etkisiz ve oyundan kopuk kaldı.

Fenerbahçe’nin kanatlarında isim değil, üretim gerekiyor.

GUENDOUZI SAHADA BASMADIK YER BIRAKMADI

Fenerbahçe adına sahanın en iyilerinden biri yine Guendouzi’ydi.

Girdiği ikili mücadelelerin neredeyse tamamını kazandı. Rakibin karşısına çıktı, savunmaya yardım etti, topu ileri taşıdı ve orta sahada ayak basmadık yer bırakmadı.

Takımın oyundan düştüğü anlarda bile mücadeleden vazgeçmedi.

Fenerbahçe’nin bazı oyuncuları maçı seyrederken Guendouzi maçı oynadı.

İşte Avrupa deplasmanlarında ihtiyaç duyulan karakter budur.

ASENSIO DEĞİL, FRED ÇIKMALIYDI

İkinci yarının başındaki oyuncu değişiklikleri maçın en fazla tartışılması gereken bölümüydü.

İrfan Can’ın yerine Greenwood’un alınması doğruydu. İrfan Can zaten oyunun içinde değildi.

Ancak Asensio’nun çıkarılması yanlıştı.

Fenerbahçe’nin hücumda problem çözen, son pası verebilen ve top ayağına geldiğinde rakibi tedirgin eden oyuncuya ihtiyacı vardı. Bu isim Asensio’ydu.

Çıkması gereken oyuncu Fred’di.

İsmail Kartal doğru bölgeye müdahale etmek isterken yanlış oyuncuyu kenara aldı. Asensio sahada kalmalı, İsmail Yüksek Fred’in yerine oyuna girmeliydi.

Bu değişiklikten sonra Fenerbahçe hücum etmek yerine skoru korumayı düşünmeye başladı.

Musaba ileride yalnız bırakıldı. Takım geriye çekildi ve bütün plan uzun toplarla Musaba’yı kaçırmaya dönüştü.

Bu Fenerbahçe’nin oyunu olamaz.

Bu, turu isteyen bir takımın değil; elindeki skoru kaybetmekten korkan bir teknik direktörün oyunudur.

İsmail Kartal oyuncu değişikliklerinde korkak davrandı.

OOSTERWOLDE TUZAĞA DÜŞMEDİ

Oosterwolde maçı oldukça agresif oynadı. İlk yarıda sarı kartı gördükten sonra sahada adeta pimi çekilmiş el bombası gibi dolaştı.

Górnik Zabrze’nin 7 numaralı oyuncusu da bunun farkındaydı. Oosterwolde’yi sürekli tahrik ederek ikinci sarı kartı göstertmeye çalıştı.

Oosterwolde bu oyuna gelmedi. Ancak böyle maçlarda agresiflikle kontrolsüzlük arasındaki çizginin çok ince olduğunu unutmamalı.

TUR GELDİ, SORULAR KALDI

Fenerbahçe, Górnik Zabrze’yi eleyerek Şampiyonlar Ligi üçüncü eleme turunda Sturm Graz’ın rakibi oldu.

Avrupa’da önemli olan önce turu geçmektir.

Fenerbahçe de bunu başardı.

Ancak Sturm Graz karşısında bu kadar geriye çekilen, hücumda üretkenlik sorunu yaşayan ve rakip baskısı karşısında oyunu tamamen bırakan bir takımın işi kolay olmayacaktır.

Fenerbahçe’nin net bir santrfora ihtiyacı hâlâ devam ediyor. Kanat oyuncularının performansı yetersiz. Oyuncu değişikliklerinin daha cesur ve daha doğru yapılması gerekiyor.

Sonuç olarak Fenerbahçe turu geçti.

Guendouzi mücadele etti.

Talisca golünü attı.

Ama gecenin kahramanı Mert Günok’tu.

Gecenin sorusu ise şudur:

Fenerbahçe’yi Sturm Graz karşısında da Mert Günok mu kurtaracak, yoksa bu kez takım olarak futbol oynamaya başlanacak mı?

M. ALİ KARA