Son otuz yılın en çok para kazandıran sektörü şehirlerin rantını paylaşmak oldu.
O kadar ballı bir alandı ki milyonlarca at sineği topladı ve besledi. İçinden yerel iktidarların finansmanında çıkardı.
Elbette her düzenek öncesinde bir yatırım gerektirir.
Buna doğrudan “ paylaşım “ demek pek işlerine gelmediği için “ Uyumlu yerel yönetim kadroları “ demeyi tercih ettikleri düzeneği oluşturmakla başlıyor yatırım.
Piramidin en başından başlayan aday belirleme şekli düzeneğin işletilmesine çomak sokmayacak, engelleyemese bile konuşup insanların aklını karıştırmayacak alt kadroları da ayni şekilde belirliyor.
Bir şehrin kaderini; Bir odaya girmiş üç kişinin çatır çatır pazarlık ederek belirlediğine bir değil birkaç kez tanık olduktan sonra aslında yaşadığım şehrin geleceğine dair de pek umudum kalmamıştı.
Sadece seçim kazanmak ve orada kalabilmek adına vazgeçilen her şeyin faturasını şehrin sıradan insanlarının ödeyeceğini elbette biliyordum.
Bunu bulunduğum her ortam da açıkça dillendirdim.
Dönemin Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürünün de bulunduğu bir toplantıda;
Fethiye’nin acilen bütünsel bir 1/1000 Uygulama İmar Planı revizyonuna ihtiyacının olduğunu ve bunun ada ve parseller ölçeğinde yapılıyor olmasının haksız imar rantı kazançlarına neden olduğunu söylediğim zaman bir belediye meclis üyesi;
- Biz bu lafın altından kalkamayız. Diyerek feryat edip ayağa fırlamıştı.
Orada bulunan herkes susarak önüne baktı.
Aslında bu suskunluk çok önceden vazgeçilmiş temsil haklarının ikrarıydı.
Görmezden geldiğimiz, susarak kabullendiğimiz hemşehri olma, hemşehri hukukunu temsil etme haklarımızın faturası artık görünür oldu.
Şehrin büyümesinden doğan paylarımızdan, ortak şehir mülkiyetinde olan kamusal alanlardan seçtiklerimiz bu iklimin etkisi ile kolayca vazgeçiyor, sadece gelecek siyasi ikbal hesapları ile el kaldırıyorlar ve bu şehrin sokaklarında da gezebiliyorlar.
Bir belediye başkanı;
- Hemen Ataparkın önünde kimler deniz üstü kiralama ile yat bağlama iskelesi izni aldı söylemem. Söylesem şok olursunuz. Diyebiliyor.
Yönetme sorumluluğu aldığı şehrin hakkını, hukukunu savunmak zorunda olan belediye başkanı böyle dedikodu yapmaz,
“ Bakanlık; Fethiye Belediyesinin görüşünü almadan, Çevre Etki Değerlendirilmesi yapılmadan, Liman kapasite raporu dikkate alınmadan şu ada, şu parselde deniz üstü kiralama ve yat bağlama iskelesi izni vermiş. Fethiye Belediyesi olarak şu gün ve şu dosya ile iznin iptali için yargıya gittik” Demeliydi.
Nasıl bir tacir zihniyeti ile ne yarışı içine girdik ve bunu olağanlaştırdık.
Bu şehirde; Artık ne seçimi yapılırsa yapılsın yaratılan bu siyasi iklimin onayladığı “ uyumlu kadrolar “ kadar bu şehrin geleceği şekillenecektir.
Çok yazık. Ne diyordu şair;
“ Gemliğe doğru denizi göreceksiniz
Sakın şaşırmayın “
Next