Hangi toprağın tohumu, kimin terbiyesinin mahsulüsün?
Senin Rabbin kim? Seni kim yetiştirdi? Seni kim terbiye etti?
Seni Allah mı terbiye etti, yoksa nefsinin bitmeyen arzuları mı şekillendirdi? Sana vicdanın mı yol gösterdi, şeytanın fısıltıları mı? Hayatının rotasını hakikat mi belirledi, menfaat mi? İyiliği mi büyüttün içinde, kötülüğü mü?
Elbette insanı yaratan ve gerçek anlamda terbiye eden Allah’tır. Fakat insanın karakterini şekillendiren etkenler de vardır: Ailesi, çevresi, öğretmenleri, yaşadığı toplum, tercihleri ve alışkanlıkları… İnsan bazen güzel bir terbiyenin meyvesi olur, bazen de nefsinin esiri hâline gelir.
İşte insanın kendisine sorması gereken soru tam burada belirir: Allah’ın yarattığı bir kul olarak, hayatımı hangi değerlerin rehberliğinde yetiştirdim?
Hangi toprağın mahsulüsün?
Her tohum, düştüğü topraktan etkilenir. Toprak verimliyse filiz güçlenir; suyu, güneşi ve bakımı bulursa meyveye durur. Fakat insan, bitkiden farklı olarak kendi toprağını da sorgulayabilir. Köklerini değiştirebilir, yanlış alışkanlıklarından dönebilir, kendisini yeniden yetiştirebilir.
Sen hangi toprağın mahsulüsün?
Kin toprağında mı büyüdün, merhamet toprağında mı? Kibirle mi beslendin, tevazuyla mı? Başkasının acısını görmezden gelerek mi yetiştin, yoksa bir mazlumun gözyaşını kendi yüreğinde hissederek mi?
İnsan bazen altın bir kafeste büyür ama vicdanı yoksul kalır. Bazen yoksul bir evde yetişir ama gönlü bütün dünyayı doyuracak kadar zengin olur.
Demek ki insanın değerini yalnızca hangi ailede doğduğu, hangi çevrede büyüdüğü belirlemez. Asıl mesele, kendisine verilen imkânlarla nasıl bir insan hâline geldiğidir.
Nefsinin mi, hakikatin mi öğrencisisin?
Nefis, insanı kendi arzularının peşinden sürükleyebilir. Şeytan ise kötülüğü süsleyerek, yanlışı haklı göstererek ve insanın zaaflarından yararlanarak onu yanıltmaya çalışır. Fakat insan iradesiyle seçim yapabilir; kendisini sorgulayabilir, hatasından dönebilir.
Bazen insanın en büyük düşmanı dışarıda aradığı bir düşman değil, içinde büyüttüğü kibirdir. Bazen en büyük zaafı insanın kendi çıkarını her şeyin üstünde tutmasıdır.
Beni kim yönetiyor?
İnancım mı, ihtirasım mı? Vicdanım mı, korkularım mı? Allah’ın rızasını mı arıyorum, insanların alkışını mı?
Çünkü insanın neye inandığı kadar, neyin peşinden gittiği de önemlidir.
Tohum olmak başka, meyve vermek başka
Bir ağacın kökü sağlam olabilir; fakat dalları meyve vermiyorsa insan yine de düşünür: Bu ağaç neyle beslendi?
İnsan da böyledir. İnançlı olduğunu söyleyebilir, kutsal metinleri okuyabilir, bilgili olabilir. Fakat bilgisi merhamete, inancı ahlaka, ibadeti güzel davranışlara dönüşmüyorsa kendisini yeniden değerlendirmelidir.
Çünkü bilgi insanı güçlendirebilir; hikmet ise o gücü nerede ve nasıl kullanacağını öğretir. İnanç, insanın dilinde başladığında bir söz; ahlakına ve davranışlarına yansıdığında ise yaşayan bir değerdir.
Son soru: Kimin toprağında yetişiyorsun?
İnsan ömrü boyunca yalnızca yaşlanmaz; aynı zamanda yetişir, şekillenir, değişir. Her düşünce bir tohum, her alışkanlık bir sulama, her tercih geleceğe bırakılan bir meyvedir.
Öyleyse bugün kendine sor: Beni yetiştiren değerler hangileri? Nefsimin arzularına mı teslim oldum, yoksa hakikatin terbiyesine mi yöneldim? Hangi toprağın tohumuyum ve insanlığa nasıl bir mahsul bırakacağım?
“İnsanın gerçek değeri, nerede yetiştiği kadar, neye dönüştüğünde saklıdır.”
Next