Eskiden ordular sınırlarımızı aşarak şehirlerimizi işgal ederdi. Bugün ise çoğu zaman ne bir tank sesi duyuyoruz ne de gökyüzünde savaş uçakları görüyoruz. Fakat görünmeyen bir işgal sessizce evlerimize, ceplerimize ve en önemlisi zihinlerimize sızıyor.

Bu işgalin adı; bağımlılıktır.

Ve bağımlılıkların en sinsi olanlarından biri de teknoloji bağımlılığıdır.

Bugün milyonlarca insan sabah gözünü açar açmaz telefonuna uzanıyor. Parmaklarımız ekranlara dokunurken, aslında ekranlar da ruhumuza dokunuyor. Bildirim sesleri, beğeniler, sonsuz kaydırmalar ve algoritmalar dikkatimizi, zamanımızı ve irademizi ele geçirebiliyor.

Asıl tehlike teknolojik bir ürüne sahip olmamız telefonu yanımızda taşımamız değil; telefonun bizi taşımasıdır.

İşte tam da bu noktada mesele yalnızca sağlık meselesi olmaktan çıkıyor; bir bağımsızlık meselesine dönüşüyor. Çünkü bağımlı insan özgür değildir.

Kur'an-ı Kerim'de “Asra yemin olsun ki insan gerçekten ziyan içindedir.” buyrularak zamanın kıymetine dikkat çekilir. Hz. Muhammed (sav) de insanın ömrü ve boş vakti hakkında hesaba çekileceğini haber verir.

Çocuklarımız sokaklardan çok ekranlarda büyüyor. Aynı evde yaşayan insanlar farklı dijital dünyalarda birbirinden uzaklaşıyor. Bunun adı modern çağın zihinsel işgalidir diye düşündürüyor bize…

Vatanımız’ın Bağımsızlık Seferberliği yalnızca madde bağımlılığına değil; teknoloji bağımlılığına ve iradenin korunmasına yönelik toplumsal bir çağrıdır.

Bağımsızlık önce zihinde başlar. Teknolojiyi kullanan olalım; onun tarafından kullanılan değil. Zamanımızı, ailemizi ve geleceğimizi koruyalım. Çünkü gerçek bağımsızlık, iradenin özgür kalabilmesidir.

Muammer GÖKMEN

Uzman Vaiz