Evren, rastgele savrulmuş taşların oluşturduğu bir yığın değildir. Galaksilerin kusursuz yörüngeleri, güneşin her sabah şaşmadan doğuşu, mevsimlerin birbirini takip edişi, yağmurun toprağa rahmet oluşu ve bir ağacın küçücük bir tohumdan göğe uzanışı... Bütün bunlar, insanlığa sessizce konuşan büyük bir kozmik düzenin satırlarıdır.
İnsan çoğu zaman bu düzenin sahibi olduğunu zanneder. Oysa hakikat bunun tam tersidir. Biz bu dünyanın efendisi değil, emanetçileriyiz.
Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulur:
“Göğü Allah yükseltti ve dengeyi (mizânı) koydu. Sakın dengeyi bozmayın.” (Rahmân Suresi, 7-8)
“Mizân” yalnızca adalet değildir; aynı zamanda evrenin hassas dengesidir. Atmosferden su döngüsüne, arıların çiçeklerle kurduğu görünmez iş birliğinden ormanların oksijen üretimine kadar her şey bu ilahî denge içinde anlam kazanır.
Bugün insanlığın en büyük yanılgısı, doğayı tüketilecek bir kaynak olarak görmesidir. Oysa tabiat bir sermaye değil, gelecek nesillere teslim edilmesi gereken kutsal bir emanettir.
Bir orman yandığında yalnızca ağaçlar yanmaz. Kuşların yuvaları yanar. Karıncaların şehirleri yanar. Toprağın hafızası yanar. Yağmurun bereketi eksilir. İnsanın vicdanı da biraz daha küle döner.
Peygamber Efendimiz (sav): “Kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikin.”
Modern bilim de aynı hakikati farklı bir dille anlatmaktadır. Ormanlar yalnızca oksijen üreten alanlar değildir; iklimi düzenleyen, karbonu depolayan, yağış rejimini etkileyen, binlerce canlı türüne yuva olan yaşayan ekosistemlerdir.
Kozmik düzenin her halkası birbirine bağlıdır. Arının kaybolması çiçeği, çiçeğin eksilmesi meyveyi, meyvenin azalması insanı etkiler. Denge bozulduğunda kuraklık, sel, yangın ve iklim krizleri insanın emanet bilincinden uzaklaşmasının sonuçları hâline gelir.
Emanet bilinci; suyu israf etmemek, bir ağacı korumak, yere çöp atmamak, ormanı ateşten korumak ve gelecek nesillerin hakkını gözetmektir.
Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras; daha yüksek binalar değil, daha yeşil ormanlar, daha temiz nehirler ve daha yaşanabilir bir dünyadır.
. Emanete sadakat ise insan olmanın en yüce ölçüsüdür.
Yanan Ormanlar değil insanlığın vicdanıdır.Kozmik düzen ve emanet bilinci:Doğa bize ait değil.Mizan bozulursa hayat susar.Dünya mirasımız değil hesabını vereceğimiz emanettir.
Unutmayalım ki; bir ağacı kesmeden önce vicdanımızı kesiyoruz bir ormanı ateşe verdiğimizde yalnızca ağaçları değil ,çocuklarımızın nefesini , geleceğin umudunu ve bize emanet edilen ilahi dengeyi de küle çeviriyoruz.Mahşer günü belki de ilk şahitlerimiz,gölgesinde dinlendiğimiz ağaçlar,suyunu hoyratça tükettiğimiz Nehirler ve sessizce yok ettiğimiz Ormanlar olacaktır…
Muammer GÖKMEN
Uzman Vaiz
Next