Tin Suresi'nden beynin sırlarına bir yolculuk
İnsan, kendisine en yakın olanı çoğu zaman en geç fark eder. Gökyüzünün sonsuzluğunu seyreder, yıldızların büyüklüğüne hayran kalır, galaksilerin ihtişamını konuşur; fakat kendi içinde taşıdığı evrenin farkına varmakta gecikir.
Kur'an-ı Kerim'in Tin Suresi'nde yer alan o muhteşem ifade, insanın yaratılışına dair en güçlü cümlelerden biridir:
"Andolsun ki Biz insanı en güzel biçimde yarattık." (Tin, 4)
Bu ayet yalnızca insanın dış görünüşüne değil, onun bütün varlığına işaret eder. Ruhuna, aklına, vicdanına, kalbine ve beynine...
Bilim insanları bugün insan beynini araştırdıkça hayretlerini gizleyemiyorlar. Beynin sadece bir milimetreküplük bölümünde kilometrelerce uzunluğa ulaşan sinir ağlarının bulunduğu ifade ediliyor. Bir milim küpte yaklaşık dört kilometrelik bir bağlantı sistemi...
Düşünün...
Bir kum tanesi kadar alanda şehirleri birbirine bağlayan otoyollardan daha karmaşık bir ağ...
Bir damla su kadar hacimde milyonlarca bağlantı...
Ve bütün bunlar sessizce çalışan bir organın içinde...
İnsan bazen aynaya bakıyor ve sadece yüzünü görüyor. Oysa Yaradan aynanın arkasında çalışan muazzam sistemi işaret ediyor.
Modern insan uzayın derinliklerine teleskop gönderirken kendi iç âlemine bakmayı ihmal ediyor. Oysa kutsal metinlerin sık sık yaptığı çağrı tam da budur: Kendini tanı.
Kur'an'da göklerin ve yerin yaratılışı kadar insanın yaratılışı da bir ayet olarak sunulur. Çünkü insan, okunmayı bekleyen canlı bir kitaptır.
Bugün yapay zekânın konuşulduğu, kuantum bilgisayarların geliştirildiği, dijital çağın sınırlarının zorlandığı bir dönemde yaşıyoruz. Fakat bütün bu teknolojilerin ilham aldığı en büyük sistem hâlâ insan beynidir.
Mühendisler ağlar kuruyor, bilgisayarlar geliştiriyor, veri merkezleri inşa ediyor. Ancak hiçbir teknoloji insan beyninin bir milim küpte gerçekleştirdiği organizasyonu tam anlamıyla taklit edebilmiş değildir.
Tin Suresi'nin mesajı burada yeniden yankılanıyor:
"Biz insanı en güzel biçimde yarattık."
Belki de bu güzellik yalnızca gözlerin estetiğinde değil, beynin derinliklerinde saklı milyarlarca bağlantıda da kendini göstermektedir.
Ne var ki modern çağın insanı, kendisine verilen bu muhteşem emaneti çoğu zaman dikkat dağınıklığı, bağımlılıklar ve anlamsız meşguliyetlerle yormaktadır.
Oysa bir milim küpünde dört kilometrelik yollar bulunan bir beynin yaratılış amacı sadece tüketmek değildir; düşünmek, anlamak, üretmek ve hakikati aramaktır.
İnsan beyni bir şehir değildir. Bir ülke değildir. Bir kıta da değildir. O, başlı başına bir evrendir.
Ve belki de göklere bakarken hayran kaldığımız kudretin en yakın delili, omuzlarımızın üzerinde taşıdığımız bu sessiz mucizedir.
Ey insan! Kendine bak... Çünkü seni yaratan, seni sıradan değil; ahsen-i takvim üzere, yani mümkün olan en güzel ölçü ve denge içerisinde yaratmıştır.
Muammer GÖKMEN
Uzman Vaiz
Next