Dünya Otizm Haftası…
Takvimde bir başlık, sosyal medyada birkaç etiket, belki birkaç farkındalık cümlesi… Ama hakikatte bu hafta, insanın insana bakışını sorguladığı bir imtihandır.
Zira biz, görerek hükmeden bir varlığa dönüştük.
Yüzlere bakıyor, davranışlara bakıyor, kalıplara bakıyor ve karar veriyoruz: “Normal” ya da “değil”…
Oysa Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in asırlar öncesinden yankılanan o sarsıcı uyarısı hâlâ dimdik ayakta duruyor:
“Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz; kalplerinize ve amellerinize bakar.”
Bu söz, modern dünyanın bütün ölçü sistemlerini altüst edecek güçtedir.
Çünkü bugün insan, performansıyla ölçülüyor.
Konuşabiliyorsa “iyi”, sosyalse “başarılı”, hızlıysa “değerli” kabul ediliyor.
Peki ya sessiz olan?
Kalabalıkta kaybolan?
Kendi iç dünyasında yaşayan?
İşte otizm tam da bu noktada, insanlığa yöneltilmiş bir sorudur.
Otizmli bir çocuk, gözünüzün içine bakmayabilir.
Sizinle konuşmayabilir.
Sizin “doğal” kabul ettiğiniz sosyal dili kullanmayabilir.
Ama bu, onun eksik olduğu anlamına mı gelir?
Yoksa bizim tek bir dilde ısrar etmemizin bir sonucu mudur?
Sosyolojik açıdan otizm, toplumun “norm” üretme hastalığını ortaya çıkarır.
Toplum, kendine benzeyeni kabul eder; farklı olanı ya düzeltmeye çalışır ya da dışarı iter.
Oysa her insan, aynı kalıptan çıkmış bir ürün değildir.
Dünsel, yani varoluşsal açıdan ise mesele daha derindir:
İnsan nedir?
Sadece iletişim kuran bir beden mi?
Yoksa derinlikleri olan bir kalp mi?
İşte burada o hadis yeniden konuşur:
Allah, senin nasıl göründüğüne değil, ne olduğuna bakar.
Otizmli bireyler bize şunu öğretir:
İnsan, sadece görünen değildir.
Hatta çoğu zaman en değerli olan, görünmeyendir.
Belki bir kelime kuramayan bir çocuk, sevginin en saf hâlini taşır.
Belki kalabalıklardan kaçan bir birey, iç dünyasında eşsiz bir huzur barındırır.
Ve belki de bizim “eksik” dediğimiz şey, aslında başka bir tamlığın adıdır.
Bugün algoritmalar çağında yaşıyoruz.
Her şey hesaplanıyor, tahmin ediliyor, sınıflandırılıyor.
Ama otizm, bu düzenin dışında kalır.
Kodlanamaz, standardize edilemez.
Ve belki de bu yüzden, otizm insanlığın son sığınağıdır:
Doğallığın, saflığın ve yapay olmayanın sesi…
.
Bir iç muhasebe haftasına dönüştürelim.
Kendimize şu soruyu soralım:
Biz mi onları anlamıyoruz, yoksa biz mi anlamayı unuttuk
“Ben eksik değilim sadece senin alışık olmadığın şekilde varım. Beni düzeltmeye çalışma… Beni anlamaya çalış.”
Çünkü hakikat çok açık:
Rabb, suretlerimize bakmaz…
O hâlde biz neden hâlâ sadece suretlere bakıyoruz?
Muammer GÖKMEN
Uzman Vaiz
Next